Raflık

Cumartesi, Temmuz 14

Şiir | Geride kalanlar (1)

günlerden pazartesi
şehir, solgun suratlara bulanmış
galata ertesi geceden kalma ışıklarını hâlâ kapatmamış
demler demlenmeye yüz tutmuş
fırıncılar ekmek yetiştirme derdinde
acaba insanların aç kalacağı korkusu mu var içlerinde?

şalom'a doğru çıkarken
kısa boylu, hafif göbekli adam
kaldırıma oturmuş, elinde sigara
temiz yüzlü,
pahallı görünen saati
ve hepsini tamamlayan gri ceketi
iş adamı belli ki
yanından geçerken ''günaydın'' dedim
sesi soluğu çıkmadı
şaşırdı biraz
ellini kaldırdı, geçtim gittim
diğerleri gibi...


Cumartesi, Temmuz 7

Şiir | Madem ki geçmeyecek zaman,


















Düşlerin esiriyim bu akşam, her akşam olduğu gibi;

Kahve kokusu, televizyon açık,
İçinde ki insanlar mırıldanıyor, yine
’’Ateş’’in uykusu gelmiş belli ki,
Saat kaç ?
- 02:41
Hafiften Alexis’in sesini işitiyorum,
’’Ahh sevgili dostum, burada mıydın?’’
’’Görüşmeyeli uzun zaman oldu.’’
- ’’ Night Time is The Right Time’’

Biliyorum,
Biliyorum...

Çarşamba, Temmuz 4

Kabbalah : Kabbalistik Felsefe




The Hebrew Clock – Gematria Calculator

Musevi Saati - Gematria Şifre Çözücü

KABBALAH; Dünyanın en eski Judeo - Gnostic (Yahudi Pagan) felsefelerindendir.M.Ö. 3000 senelerinde Mezopotamya'da Ur da yaşayan Hz. İbrahim zamanında Tanrı tarafından kendisine bu felsefenin izah edildiği ve İbrahim' in de anlayıp bunu kabul ettiğini bildirince, Tanrı kendisini tanıttı ve onunla bir anlaşma imzaladı. Bu Tanrı' nın insanoğlu ile imzaladığı üçüncü anlaşma (ahit) dır. Hz. İbrahim ve sülalesi Tanrı' ya inandı ve ona biat edip bağlılık yemini etti. Tanrı onun Mezopotamya' dan Canan gidip yerleşmesini istedi. Hz. İbrahim kabul edince Tanrı 22 Harfi konuşmaya dahil etti ve onların bütün sırlarını İbrahim' e anlattı.

Kabbalistik felsefe çok geniş bir fikir yelpazesini kapsar. M. Ö. 3000 senelerinde başlayıp bugünde aynı inançla devam etmektedir.
Kabbalistik düşüncenin arkaik zamanlardan kalan iki büyük kitabı vardır;
1* Sepher (sefer) Yetzirah (bilgi - öğreti kitabı)
2* Zohar çok geniş bir bilgi deposu olarak kullanılır çok eskilerden kalma olan Zohar' ın (The Book of Splandour) içinde çok geniş gizli bilgiler depolanmıştır.
Buna göre Zohar içinde sırların saklandığı arşiv Sepher Yatzirad ise bu sırların nasıl kullanılacağını izah eden öğreti kitabıdır.


Sepher Yetzirad' ın bir çok el yazma kopyası bulunmakta ve Hebrew (Yahudi) alfabesinde bulunan harflerin ve rakamların sembolik değerleri ile ilgilidir. 10.cu asırdan itibaren 4 baskısı vardır.

1* Baskı : Saadia tercümesi Arap diline çevrilmiştir 10. yüzyıl
2* Baskı : Kısa tercüme diye adlandırılır ve 1300 kelimedir. İlk İbrani’ce baskının temelidir. 1562' de Mantua' da basıldı.
3* Baskı : Uzun tercüme diye adlandırılır ve 2500 kelimedir. Shabbatai Donnelo' nun önsözünü ihtiva eder.
4* Baskı : 16. asır ortalarında Safed Kabbalist' lerin lideri olan Moses Cördovero, 10 eski el yazmasından referans alarak bir tercüme yaptı.


The Secret Doctrine, by H. P. Blavatsky, Theosophical Felsefeyi kuran Dünyaca meşhur H. P. Blavatskyde, "Gizli Doktrin" isimli felsefesini izah eden kitabında Kabbalistik Felsefenin dünyamızdaki çok büyük etkisinden bahseder.
 

Kabbalah Nedir ?

Günümüzde toplumda güçlü bir occultisme akımı yayılmaktadır (Gizli bilgiler). İnsanlar uyanıyor ve Sema ve yeryüzü felsefelerinde hayal ettiklerinden çok daha fazla şeyler olduğunu fark etmeğe başlıyorlar ve daha fazla öğrenme İsteği doğuyor. Kabbalah Ezoterik (Esoteric = gizli bilgisi olanların anladığı), Yahudi doktrini olarak tanımlanabilir. Eski İbranice' de sesli harf olmadığından QLBH (Qalabah) denilir. Bu da anlam bakımından Qibel' den gelir ve manası Kabul etmek' tir. Bu tabir Ezoterik öğretiyi sözlü aktarım (ananeler vasıtasıyla) yolu ile iletmek geleneğinden gelir.

İbranice' de ve Keldanice' de harfler dışında ayrıca sayısal karakterler yoktur. Dolayısıyla aynı Grekçe' de olduğu gibi her harfin kendisine has bir sayısal değeri vardır ve bu nedenden dolayı her kelimenin bir sayı olduğu ve her sayının bir kelime olduğu önemli bir özelik oluşturmaktadır. Böylelikle ? harfi kabalanın ilk Bölümü bu eşleşme üzerine dayanmaktadır. Unutulmamalıdır ki İbranice hemen hemen tamamen sessiz harflerle yazılmaktadır.

6. ve 17. asırda dünyada yaşamış Metafizikçi Filozof, Teologların ve Din Bilimcilerin en tanınmışları. Raymund Luly - John Reuchlin - John Picus de Mirandola, Cornelius Agrippa, Robert Fludd ve daha bir çokları her şeyi birbirine bağlayan İlahi Varlığın en derin hakikatlerini ortaya çıkaracak bilimsel bir sistemi didik didik aradıktan sonra bu Teosofi Doktrini tarafından Tatmin oldukları düşünülürse, bu felsefi düşüncenin mükemmelliği Daha kolay ortaya çıkar.


Denildiği üzere Kabbalah, ilk zamanlarda Tanrı tarafından Cennette bir teosofi okulu oluşturan seçkin melek grubuna öğretilmiştir. Bu öğreti Adem ve Havva' nın Cennetten ayrılmalarından sonra yeryüzünde çoğalmaya başlayan insan nesline Melekler tarafından öğretilmiştir. Bu öğreti Adem' den Nuh' a aktarılmış ve sonradan Tanrı' nın dostu İbrahim' e izah edilmişti.

İbrahim, Mısır' da sırların bir kısmının açığa çıkmasına izin vermişti. Böylece Mısırlılar bilginin bir kısmına sahip doğu ülkelerinin felsefi sistemlerine aktarabilmişlerdir. Musa, bu felsefenin bütün sırlarını biliyordu ayrıca çölde kırk yıl inzivada bir Melekten aldığı derslerle bu ilmin bütün sır ve inceliklerini öğrenmişti. Bu Gizli Doktrin' in ilkelerini şifreli bir şekilde Tevrat' ın ilk dört kitabına yerleştirdi. Ancak Beşincisi Tesniye kitabına eklemedi. Ayrıca; Musa yetmiş kıdemlilerine bu doktrinin sırlarını inisye etti ve onlarda kişiden kişiye onu aktardılar. Davut ve Süleyman, Kabbalah' yı en derinden bilenlerdendiler. Ancak hiç kimse onu İkinci Mabedin yıkılışı sırasında yaşayan Schimeon Ben Jochai' ye dek yazıya dökmeye cesaret edemedi. Ölümünden sonra oğlu Rabbi Eleazar, sekreteri Rabbi Abba ve Müritleri Rabbi Simon Ben Jochai' nin yazmalarını derlediler ve bunlardan Kabbalizmin bilgi hazinesi ünlü eser
"The Book Of Splandour" (İhtişam Kitabı) ZHR Zohar'ı hazırladılar. Kabbalah dört bölüm altında sınıflandırılır:


- Pratik Kabbalah,
- Harfi Kabbalah,
- Yazılmamış Kabbalah,
- Dogmatik Kabbalah.


İskandinav Mitolojisi | Odin'in 9 Dünyası



Odin’in kişiliğiyle ilgili olarak tatmin edici bir bilgiye ulaşmak zordur. Gerçekten de o İskandinav Gizemleri’nin temelini atan kişiyse, büyük bir ihtimalle budistik bir Doğu okulunun inisiyesiydi. Odin kelimesinin etimolojisi onun Woden, Wotan, Woutan ve Odinn kelimelerinden gelebileceğini göstermektedir. Bu kelimeler “ağaç” veya “rüzgar” anlamlarında kullanılmıştır. Yorulmaz anlam kaşifi Godfrey Higgins bu konuda bir sürü ilginç keşifte bulunmuştur: “Buradan anlıyoruz ki kuzey tanrısı
Woden, tamul dilinde Buda anlamına gelmektedir. (Sir Willam Jones da Buda’nın Woden olduğuna inanır) Bu Woden kelimesinin güney değil, kuzey Hindistan’ gelmiş olduğu kuşku götürmez bir gerçektir. Tamiller (veya Tamullar) Dravidian ırkın bir koludur. Bu ırklar gününüzde Güney Hindistan ile Seylan civarında yaşamaktadır. Woden’ın ismi yoluyla Kuzey Hindistan’daki Aryan kültürün kadim kaynağıyla bağlantılı olması çok ilginçtir. Higgins düşüncelerine şöyle devam eder: “Suriye dilinde Odin, Adonis’tir. Fakat Suriye ve Puşto dillerinde (aynı şekilde Tamul dilinde) O sesi bir artikeldi. Bu durumda Odin, Dn, Dun veya Don olacaktır. Bu sefer de Don kelimesinin bilgelik veya bilgi anlamına geldiğini görüyoruz. Böylece bir kez daha bilgi ağacı veya bilgi bahçesi veyahut Adonis’in bahçesi ile tekrar karşılaşıyoruz.” (Bkz. Anacalpypsis) Woden kelimesi hem ağaç, hem rüzgâr anlamına geldiği için, bu sembolik isimde O-Don’da (E-Don, E-Den) büyüyen bilgi ağacıyla ilişki görmek büyük bir hayal gücü gerektirmiyor.
Odin Gizemleri’nin kurulma tarihi belirsizdir; bazı yazarlar bu gizemlerin İsa’dan önceki ilk asırda, diğerleri ise İsa’dan sonraki ilk asırda kurulduğunu ileri sürmektedir. Robert Mocoy, bu gizemlerin kökeniyle ilgili aşağıdaki şu bilgiyi vermektedir: “Kuzeyli tarihi kaynaklara baktığımız zaman Hıristiyanlığın ilk yüzyılında bir Asya kavmi olan Aser’in şefi Sigge, Hazar denizi ve Kafkaslar’dan Kuzey Avrupa’ya göç etmiştir. Kuzeybatı yolunu takip ederek Karadeniz’den Rusya’ya geçmiş, efsaneye göre, Rusya’da oğullarından birini, tıpkı Saksonlara ve Franklara yaptığı gibi lider olarak koymuştur. Daha sonra Cimbria’dan Danimarka’ya geçmiş, Danimarka onun beşinci oğlu Skiold’u yöneticisi kabul etmiş, oradan İsveç’e geçmiş, İsveç’te Gylf bu harika yabancıya biat edip onun gizemlerine inisiye olarak yönetici olmuştur. Kısa bir süre sonra burada en yüksek yönetici olmuş, imparatorluğunun başkenti Sigtuna’yı inşa etmiş, yeni yasalar çıkarmış, kutsal gizem okullarını kurmuştur. Kendine Odin ismini almış ve on iki Drottar’dan (Druidler?) oluşan bir rahip meclisi kurmuştur. Bu rahipler gizli tapıncı yönetmiş, adalet işlerine bakmış, peygamberlik yaparak gelecekten haber vermişlerdir. Bu gizli okulların ritüelleri Balder’in ölümünü kutlamıştır. Bu festival Tanrıların ve insanların onun ölümü için tuttukları yası ve onun dirilişini anar.” (General History of Freemasonry)
Tarihsel Odin, ölümünden sonra tanrılaştırılmış, onun şahsiyeti bilgelik tanrısı mitolojik Odin’le birbirine karışmıştır. Odinizm kadim İskandinav panteonun yüce yıldırım tanrısı Thor tapıncını yerleştirmiştir. Efsaneye göre Kral Odin’ingömülü olduğu höyük, Upsala’daki büyük tapınağın yakınlarından hâlâ görülebilir bir yerdedir.
Odin gizemlerini yöneten on iki Drottar, belli ki Odin’in on iki kutsal ve söylenmez ismini kişileştirmektedir. Odin Gizemlerinin ritüelleri, benimsemiş oldukları Yunan, Pers ve Brahmin gizemlerine benzer. Zodyak burçlarını simgeleyen Drottarlar sanatların ve bilimlerin koruyucularıdır. Bunları ancak inisiyasyon sınavından geçmiş olanlara açıklarlar. Birçok pagan kült gibi Odin Gizem Okulları da Hıristiyanlık tarafından yok edilmiştir, fakat asıl yok oluş nedenleri rahipler kastının yozlaşmasıdır.


ODİN GİZEMLERİNİN DOKUZ DÜNYASI

Nordik Gizemleri dokuz oda veya dehlizde irşat edilir ve adaylar odaları sırayla kat ederdi. Bu inisiyasyon odaları Drottarların evreni böldükleri şu dokuz dünyayı temsil ederdir:
(1) Asgard, Tanrıların Semavi Dünyası;

(2) Alf-heim, Güzel Elflerin ve Ruhların yaşadığı ışık âlemi;

(3) Nifl-heim, kuzeydeki Soğuk ve Karanlıklar âlemi;

(4) Jotun-Heim, doğudaki Devler âlemi;

(5) Midgard, orta dünya, insanlar âlemi;

(6) Vana-heim, batıdaki Vaneler âlemi;

(7) Muspells-heim, güneydeki Ateş âlemi;

(8) Svart-alfa-heim, yeraltındaki hilebaz Elflerin karanlık âlemi;

(9) Hel-heim, evrenin en altındaki soğuk, ölüler âlemi.

İnsanların yaşadığı Midgard dışındaki bütün bu âlemlerin duyular tarafından algılanamaz olduğuna inanılırdı. Fakat inisinasyon töreni sırasında adayın –rahiplerin gizli gücüyle dünyevi kabuğundan kurtulan– ruhu, bu çeşitli âlemlerin sakinleri arasında dolaşırdı. İskandinavların dokuz âlemi ile Eleusis Gizemleri inisiyelerinin yenilenme ritüelleri sırasında geçtikleri dokuz küre veya plan arasında hiç kuşkusuz yakın bir ilişki bulunmaktadır.


Mitoloji, bir gizem okulunun hemen her zaman hem ritüeli hem de sembolizmidir. Kısaca dile getirilirse, Odin Gizemlerinin temelini oluşturan kutsal dram aşağıdaki gibidir:
Bütün her şeyin yaratıcısı görünmez, mutlak Yaratıcı Büyük Baba’dır. Onun doğadaki naibi tek gözlü Odin’dir. Odin’e, tıpkı Quetzalcoatl gibi, Yüce Tanrılık onuru verilmiştir. Drottarlara göre evren nefesiyle kırağı yaratan dev Ymir’in bedeninden çıkmıştır. Ymir, yaradılış öncesi buz ve ateş devlerinin sürekli olarak kar ve ateş attığı büyük uçurum Ginnungagap’ın sislerinden oluşmuştur. Üçtanrı –Odin, Vili ve Ve– Ymir’i öldürüp onun her bir parçasından doğanın farklı bir yanını oluşturarak dünyayı kurmuşlardır. Odin düzeni tesis ettikten sonra bir dağın tepesine Asgard adında harika bir saray yaptırmıştır. Burada on iki Aesir (tanrı), ölümlü insanın sınırlılığından çok uzakta birlikte yaşamışlardır. Ayrıca aynı dağda kahramanca ölenlerin her gün dövüşüp yiyip içtikleri bir yer olan Valhalla vardır. Bu kahramanların yaraları her gece iyileşir ve yedikleri yaban domuzu onlar ne kadar hızla tüketirlerse tüketsin kendini yeniler.
Güzel Balder –İskandinav İsa– Odin’in sevgili oğludur. Balder savaşçı değildir, onun nazik ve güzel yapısı tanrıların kalplerine neşe ve huzur getirmiş, biri hariç bütün tanrılar onu sevmiştir. İsa’nın on iki havarisi arasında Yahuda’nın olması gibi, on iki tanrıdan biri olan Loki kötülüğün kişileşmesidir. Loki kör kader tanrısı Höthr’ün Balder’i bir ökseotu okuyla vurmasına neden olmuştur. Balder’ın ölümüyle birlikte diğer tanrıların hayatından neşe ve ışık uçmuştur. Kalbi kırık tanrılar bu sonsuz hayat ve gençlik ruhunu yeniden diriltecek bir yöntem bulmak için bir araya gelmişler, böylece gizem okullarını inşa etmişlerdir.
Odin Gizemleri, yerin altında, mağara ve dehlizlerde bulunan ve gizemlerin dokuz âlemini temsilen sayısı dokuz olan odalarda irşat edilirdi. Kabul edilmek isteyen adaya Balder’ı ölümden diriltme görevi verilirdi. Aday her ne kadar farkında olmasa da aslında Balder rolünü oynamaktadır. O kendini bir seyyah olarak görür; içinden geçtiği mahzenler doğanın planlarını ve âlemlerini, onu inisiye eden rahipler ise güneş, ay ve yıldızları temsil ederlerdi.
Üç yüce inisiyatör –Yüce, Yüceye Denk ve En Yüce– mason locasının Üstadı Muhterem, Kalfa and Çıraklarına tekabül eder. İnisiye karmaşık dehlizlerde saatlerce dolaştıktan sonra, Gizemlere katılan bütün inisiyelerin prototipi olan Güzel Balder heykelinin huzuruna götürülür. Bu figür kalkanlarla kaplı büyük bir odanın ortasında durur. Odanın ortasında gezegenleri sembolize eden yedi çiçekli bir bitki durur. Aesir, yani Bilgelik evini temsil eden bu odada neofit keskin bir kılıcın altında gizlilik ve saflık yemini eder. İnsan kafatasından yapılmış bir kaptan kutsanmış bir içecek içer ve onu yolundan çevirmek için tasarlanmış bütün işkencelerden ve sınavlardan başarıyla geçmiş olarak nihayet Bilgeliğin kişileştirilmesi olan Odin gizeminin perdesini açmaya hak kazanır. Balder adına ona tarikatın kutsal yüzüğü verilir ve yeni doğan olarak selamlanır; ona ölümün kapılarından geçmeden öldüğü ve yeniden dirildiği anlatılır.
Richard Wagner’in ölümsüz kompozisyonu Der Ring Des Nibelungen, Odin kültünün Gizem ritüellerine dayanır. Büyük besteci orijinal hikâyeden ayrılma konusunda çok özgür davransa da, dünyanın sahip olduğu müzikal dram tetralojilerinin en muhteşemi olduğu söylenen bu müzikal dramın, ona ilham veren İskandinav destanının gücünü ve ihtişamını çarpıcı bir biçimde yakalayıp koruduğu söylenir. Bu opera Das Rheingold adlı perdeyle başlar, Die Walküre ve Siegfried ile aksiyon devam eder ve tüyleri ürperten doruk Gotterdammerung “Tanrıların Alacakaranlığı” ile son bulur.

                                                                                                                    Alıntıdır.

İskandinaav Mitolojisi | Odin



Odin, (eski İskandinav dilinde "Óðinn") İskandinav mitolojisinde ve paganizminde en büyük tanrıdır. Cermen mitolojisi'nde bulunan Woden ve Wodanaz ile benzerlikler gösterir.

Adı "tahrik", "hiddet" ve "şiir" anlamına gelen óðr'dan gelmektedir. İskandinav panteonundaki diğer birçok ilahi varlık gibi karmaşık bir rol üstlenir; savaş ve bilgelik tanrısıdır. Ayrıca büyü, zafer ve av tanrısı olarak bilinir. Güneş ve Kelt haçı ile sembolize edilir.

Odin: (Alfadir ,Allfather (Herkesin Babası)) Tanrıların babası; Asgard'daki salonu Valaskjalf'da (Katledilmişlerin Korunağı) tahtı Hlidskjalf bulunur. Bu tahttan dokuz diyarda olan tüm olayları gözler. Ayrıca yeryüzüne ve gökyüzüne hakimdir, gerektiğinde kartala dönüşebilir. Odin'in sadece güneş gibi parlayan tek bir gözü vardır. Diğer gözünü Bilgelik Kuyusundan içebilmek için feda etmiş ve sonsuz bilgi elde etmiştir. Habercileri Valkyrie’ler ölü savaşçıların ruhlarını Valhalla’ya taşırlar. İngilizcedeki Wednesday (Çarşamba) günü Woden's Day (Odin'in Günü) den gelmektedir.

Simgeleri, hiç hedefini ıskalamayan mızrağı Gungnir, her dokuzuncu gecede yeni sekiz yüzüğü ortaya çıkran yüzüğü Draupnir ve sekiz ayaklı atı Sleipnir'dir. Sleipnir suda ve karada gidebilir ayrıca iki kuzgunu vardır. Bu kuzgunlar ona dünyadan haberler getirir. Kuzgunlardan birinin adı Huginn (düşünce) ve diğerinin adı Muninn'dir (hafıza).Ayrıca yanında Freki ve Geri adında iki tane kurt eşlik eder.

Kuzey mitolojisinin Zeusu denilebilcek tanrı. Eşi Frigg'den olan çocukları, Balder, Hod Bragi ve Hermod , tanrıça Jord'dan olan çocuğu Thor ve dev Grid 'den olan çocuğu da Vidar 'dır.

Buda ona yeni bir unvan kazandırır, Bu Tanrıların Tanrısı'dır. Elindeki mızrak ise yine 9 ya da 7 gün asılı kaldığı kuzey mitolojisin gerçekleştiği yerin yaşam ağacında runeleri öğrenmesi sonuçu kurtulduğunda kopardığı bir daldan yapılmıştır.

Ragnarok günü geldiğinde, Fenrir Odin'i öldürecektir.

Ortaçağ ve Mitoloji deki tarihsel olaylardan esinlenerek yaptığı şarkılar ile Heavy Metal'in köklü gruplarından biri olan Manowar 2006 yılında The Sons Of Odin adında bir EP albüm yayınlamıştır.

Ayrıca Manowar 2007 yılında Gods Of War isimli albümünü yayınlamış,bu albümdeki tüm şarkılar iskandinav mitolojisine ait olmak üzere çoğu Odin'le ilgili şarkılardır.(The sons of odin,odin,the blood of odin,overture to odin..) Viking death metal grubu Amon Amarth'ın pekçok şarkısında geçer.

wikipedia

İskandinav Mitolojisi | Thor


 


Thor; İskandinav Mitolojisinin en güçlü tanrısıdır.


 
 
 
Mitolojide Thor
En Güçlü Tanrı

Thor - veya Donnar - İskandinav mitolojisinde en güçlü tanrıdır. İki sihirli nesneye sahiptir. bu nesnelerden biri Mjöllnir'dir. Mjöllnir, adının anlamı "parçalayıcı" olan kocaman bir çekiçtir. Çekici Brokk ve Eitri isimli iki cüce kardeş yapmışlardır. Çekiç yapılırken Loki sinek kılığına girip cüceleri ısırarak rahatsız edince bir kaza olmuş, çekicin sapı kısalmıştır. Bu iki cüce ayrıca bu çekice birçok farklı özellik vermiştir. Çekiç, Thor'un onu kolayca saklayabilmesi için küçülebilir. Ayrıca bir bumerang gibi, bir düşmana atılınca düşmana tüm gücüyle çarpar ve sahibinin ellerine geri döner. Thor kılık değiştireceği zaman çekici ile kendi yörüngesinde hızlıca döner. Fırtınaları çekici ile kontrol eder, yağmurları onunla yağdırır. Çekici ile evlilikleri ve nesneleri de kutsayabilir. Onun güçlü olmasını sağlayan bir diğer sihirli nesne de altın bir kemerdir. Bu kemeri takar takmaz gücü ikiye, hatta üçe katlanır. Ayrıca Thor'un iki tane keçisi vardır. Bu keçilerden birinin adı Tanngniost (Diş Çatırdatan) diğerinin adı da Tanngrisnir (Diş Gıcırdatan)dır. Bu keçilerin çektiği arabası yerde de gökte de gidebilir.

Özel Hayatı

Thor, Odin ve Frigga'nın oğludur. Odin'den sonra gelen en önemli tanrı olarak kabul edilir. "Altın saçlı tanrıça" Sif ile evlidir. İskandinav tanrıları arasında en kurnaz, en kötü tanrı Loki'dir. Loki, Sif'e "Seni seviyorum, benimle evlen" der. Sif, namuslu bir tanrıça olduğu için kabul etmez. Fakat Loki çok sinirlenir ve bir gece Sif uyurken yanına gidip güzelim uzun saçlarını keser, kestiklerini de yakar. Artık Sif hiç çekici değildir. Thor da uyanınca bunu görür ve Sif'ten boşanmak yerine onun intikamını almaya karar verir. Bu işi ancak Loki yapar diye düşünüp Loki'nin yakasına sarılır. Loki de can korkusundan (Evet, İskandinav tanrıları tamamen ölümsüz değiller) özür diler ve cüce İvaldi'nin oğullarına girder. Bu ünlü cüce demirciler Sif için altından saç telleri yaparlar, Loki de bu saçları bizzat Thor'a kendi elleri ile verir. Thor altın saçları eşine takınca (Ki "Altın saçlı tanrıça" lakabı bu olaydan sonra denmeye başlanmış) onun daha da çekici olduğunu düşünür ve onunla birlikte olur. Bu birleşmeden sonra da Thrud adlı bir kızı, Lorride adlı da bir oğlu olur, dördü beraber Thrudheim'deki 540 odalı Bilskirnir isimli saraylarında yaşarlar.


Thor'un maceraları

Bir efsaneye göre; tanrıların evlerini yapan dev Thrym, aşk tanrıçası Freyja'yı çok beğenir ve ona evlenme teklif eder. Freyja bu teklifi sert bir şekilde reddedince Thrym Thor'un Mjöllnir'ini kaçırır, fidye olarak da Freyja'yı ister. Thor çekicini geri almak için bir plan yapıp tanrılara açıklar. Gelinlik giyip Freyja'nın mücevherlerini takar ve devler ülkesine gider. Thrym onu görr görmez çekici bir yana koyup Freyja sandığı Thor'a koşar. Thor da hemen çekicini kapıp Thrym'in üstüne indirir. Thrym o anda yere yıkılıverir. Bir başka gün, yoksul köylülere yardım etmek için bir köye iner ve iki keçisini onlar için kesip pişirmiştir. Eğer keçilerin postları güzel yüzülürse ve bütün kemikleri bu postların içine doldurulursa Mjöllnir'in kerameti ile keçiler canlanır. Köylüler ziyafet çekerken hiçbir kemiğe zarar vermemeye dikkat ederler. Bir delikanlı, kemiklere dikkat edilmesi gerektiği uyarısını duymaz ve bir incik kemiğini parçalayıp iliğini emmeye başlar. Tam bu sırada Thor onu görür ve kırık kemiği onun elinden alıp bütün kemikleri toplar ve keçileri canlandırır. Fakat ne çare, keçilerden biri kırık kemiği olduğu için topallamaktadır. Bunun üzerine Thor, delikanlıyı kendine köle yapmak şartı ile o ailenin kökünü kurutmamaya karar verdiğini söyler, aile de delikanlıyı seve seve Thor'a verir.
 

Alıntıdır.